GERÇEK SORUN İRADE DEĞİL STRATEJİ EKSİKLİĞİ OLABİLİR
Her Pazartesi başlıyorsun…
“Bu kez olacak, bu kez bozmayacağım!” diyorsun.
İlk birkaç gün harika gidiyor ama sonra…
Bir akşam canın tatlı istiyor, bir doğum günü çıkıyor ya da moralin bozuluyor…
Ve yine aynı noktadasın. Tanıdık geldi mi?
Gerçek şu ki; zayıflayamamak çoğu zaman irade eksikliği değil, yanlış planlama
meselesidir.
Vücudunla savaşmak yerine onu anlamaya başladığında işler değişir.
YEMEKLE DEĞİL DUYGUYLA SAVAŞIYORUZ
Birçoğumuzun diyetle derdi aslında duygusal bir mesele.
Kendini kötü hissettiğinde, streslendiğinde, sıkıldığında ya da yalnız
kaldığında yemeğe yöneliyorsan…
Bu fiziksel açlık değil, duygusal açlıktır. Yani sorun “çok yiyorum” değil,
“kendimi başka türlü sakinleştiremiyorumdur.
Bu noktada en önemli adım, yemeği “ödül” ya da “teselli” olarak görmekten
çıkmak.
Kendine iyi gelmenin yollarını çeşitlendirmek: yürüyüş, müzik, kahve,
sohbet, meditasyon…
Bedenin kadar ruhunu da beslemek gerek.
''AZ YİYORUM AMA KİLO VEREMİYORUM''
Çok az yemek her zaman zayıflamak anlamına gelmez.
Bazen vücut “ben açım” sinyalini uzun süre alınca, metabolizma yavaşlar.
Yani kendini kıtlıkta sanan beden, yağ yakmak yerine depolamaya başlar.
Yeterince su içmemek, yetersiz protein almak, sürekli atıştırmak ya da
“sabah yemedim ama akşam ne bulduysam yedim” tarzı dengesizlikler
vücudu şaşırtır.
O yüzden sürdürülebilir kilo kaybı, düzenli öğün + doğru içerik + yeterli uyku + stres yönetimiyle mümkündür.
''MOTİVASYONUM ÇABUK BİTİYOR!''
• Motivasyonun geçici, alışkanlıklar kalıcıdır.Yani amaç “bir hafta sıkı diyet”
değil, bir ömür sürdürülebilir denge kurmaktır.
• Sadece yasaklara odaklanırsan kısa sürede sıkılırsın.
• Ama hedefi “kendimi iyi hissetmek” olarak koyarsan, devam etme isteğin artar.
Bazen tek fark, diyete “kilo verme cezası” gibi değil, “kendime yatırım
yapıyorum” olarak
bakmaktır.
GERÇEK ZAYIFLAMA: BEDENLE BARIŞMAKTAN GEÇER
Kilo vermek sadece tartıdaki sayıyı değiştirmek değildir. Enerjini, uyku
kaliteni, ruh halini,
özgüvenini de değiştirir. Ama bu süreçte bedenini suçlamak değil, onunla
iş birliği
yapmak gerekir. Kendine biraz sabır, biraz sevgi, biraz anlayış göster.
Zayıflamak bir yarış değil, bir farkındalık yolculuğudur. Hedef “hızlı” değil,
“kalıcı” sonuç olmalı.
SONUÇ OLARAK:
• Zayıflayamamak başarısızlık değildir.
• Belki bugüne kadar yanlış yöntemlerle, seni tanımayan listelerle denedin.
• Şimdi sıra sende — kendi ritmine, bedenine, yaşamına uygun bir
planla ilerlemenin zamanı.
Unutma, sen iradesiz değilsin.
Sadece vücudun “beni anlamanı” bekliyor.
Hadi, bu kez diyet yapmayalım… yaşam biçimini değiştirelim.



